İNDİRİM ZAMANI !

AYAKKABIDA %80 İNDİRİM !

ERKEK GİYİM

Çok Satanlar

Takı Fırsatı 3 Al 2 Öde

Bayan Gİyİm‎

Yenİ Sezon
http://ad.adrttt.com/aff_c?offer_id=2249&aff_id=11770&file_id=41869

Son Eklenen ÜrÜnler

7 Aralık 2016 Çarşamba

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama
Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.
YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.
YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.
haydar-colakoglu
YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor.
haydar-colakoglu-teb-genel-mudur
haydar-colakoglu-teb
Haydar Çolakoğlu teb genel müdür
haydar çolakoğlu kimdir
Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;
“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.
YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir.
Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.
haydar-colakoglu-yolo-turkiye
Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.
Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”
GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

1 Nisan 2016 Cuma

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım

Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.
İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.
Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.
Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.
Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.
Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.
Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.
Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!
P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım. 
http://www.agizbakimuzmani.com/
#ipanaperfection  #gülüşünügöster
İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU

Bir boomads advertorial içeriğidir.

28 Şubat 2016 Pazar

Ipana Perfection ile Gülüşünü Göster

Merhaba Kızlar,
Bembeyaz bir kış geçirdiğimiz şu günlerde dişlerimizin beyazlığından da ödün vermemeliyiz. Bildiğiniz üzere hepimiz gibi ben de dişlerimin beyazlığına ve kusursuzluğuna çok özen gösteriyorum. Çünkü beyaz dişlerimizin sergilendiği özgüveni yüksek bir gülüşün hayatımızda açamayacağı bir kapı yok. Sözü uzatmadan, yeni ürünlere olan ilgimi hepiniz biliyorsunuz. son günlerde marketlerde ve televizyon kanallarında sıklıkla denk geldiğim yeni bir diş beyazlatıcı ürünü denemek ve deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Ipana Perfection isimli bu ürünü hemen reklamlarda gördüm diye almak yerine marka ile ilgili bir ön araştırma yapmak istedim. Öncelikle İpana ismi bir Türk markasını anımsatsa da PG (Procter and Gamble) tarafından üretilen ve Amerika’da Crest adıyla pazarlanan Amerika’nın en yaygın diş macunu markasının sadece isminin değiştirilmiş hali olduğunu öğrendim. Aynı zamanda dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten firmalarmış. Ürün ile ilgili araştırmalarıma devam ederken, İpana’nın Türkiye’de diş hekimleri tarafından en çok kullandığı ve desteklediği marka olduğunu da kulaktan duyma değil gerçek veriler üzerinden gördüm.
Marka ile ilgili tatmin edici araştırmamdan sonra gelelim yeni ürünleri, White Perfection’a. Ürünün vaad ettikleri çok iddalı. İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu olduğunun belirtilmesinin yanında yeni geliştirilen teknolojisi ile diş minesine zarar vermeden 3 günde dış yüzeyindeki lekelerin tamamını temizlediği belirtiliyor. 3 gün gibi kısa bir sürede bu kadar hızlı bir etkinin olabileceğine başta pek imkan vermedim. Ancak markaya yaptığım araştırmadan sonra güvenim oluştuğu için alıp denemek istedim.
Açık konuşmak gerekirse ürünü kullanmaya başladıktan sonra çok şaşırdım. Çünkü ürün iddasını fazlasıyla yerine getiriyor. İlk kullanımımdan itibaren dişlerimin üzerinden lekeleri çıkardığını farkettim. Yalnızca bana öyle gelmediğinden emin olmak için aileme de sordum, onlar da beni desteklediler ve fark olduğunu söylediler.
Leke çıkarmasının yanında tadı da çok hoşuma gitti. Keskin bir nane ferahlığı veren tadı damağımdan, kokusu ise nefesimden uzun süre gitmedi açıkcası. Diş minesine hiç bir zarar vermemesi ise çok önemli bir özellik.
Ürün benden tam not alınca yan ürünlerinin de faydası olur diye düşündüm ve ağız bakım suyunu da aldım. Bu ürün de beni çok memnun etti. Oral-B  3D White Luxe ismiyle satılan bu ağız bakım suyu, diş macununun etkisini tamamlar seviyede. Bildiğiniz gibi diş fırçası ile her yere ulaşmak mümkün olmuyor, ancak ağız bakım suları diş fırçasının ulaşamadığı noktalara ulaşabiliyor.
Alırken farketmemiştim sonradan ağız suyunu almak için gittiğimde farkettim. İpana markası ürününe fazlasıyla güveniyor olmalı ki memnun kalmamamız halinde paramızın 2 katını iade ediyor. Açıkcası ben çok memnun kaldığım için iade etmeyi düşünmüyorum ancak sadece deneme amaçlı satın almak isteyen arkadaşlar için çok iyi bir uygulama olmuş.
Sonuç olarak güvenilir bir markanın şaşırtıcı derecede etkili bu ürünlerini kullanmaya başladım ve sizlere de tavsiye etmek istedim. Bence mutlaka denenmesi gerekli bir ürün. Bembeyaz gülüşlü günleriniz olsun!
Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!
Ağız bakımı ile ilgili detayları öğrenmek isterseniz www.agizbakimuzmani.com linki inceleyin derim.
#ipanaperfection  #gülüşünügöster
Sevgiler,
İçerik Kaynak: http://www.tugbatunckaya.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=RZ5ymuChrW0

Bir boomads advertorial içeriğidir.

25 Ocak 2016 Pazartesi

Gülümsemeye dair şaşırtıcı gerçekler: Hangi gülümseme ne anlama geliyor?

Vücut dili kullanımının en belirgin özelliklerinden olan gülümsemenin farklı çeşitleri, altında farklı anlamlar barındırıyor. Tıpkı hissederek gülümsemenin ve mutlu olmadığımız halde gülümsemenin karşımızdaki kişiler tarafından hissedilebiliyor olması gibi, nasıl güldüğümüzün de karşımızdaki kişiler tarafından algılanış biçimi farklılıklar gösterebiliyor.
Dudakları kapatarak gülümsemek
Dudaklar kapalı şekilde gülümsemek, gülümsemenin en yaygın olarak kullanılan çeşitlerinden biri. Kolay yapılabiliyor olması, gülümsemek istemediğimiz ancak gülümsememiz gereken durumlarda karşı tarafa kibar ve nazik bir tepki vermeyi daha kolay hale getiriyor. Dudaklar kapalı olarak gülümsemek, çoğunlukla samimi algılanmayan bir gülümseme biçimi. Gerçekten hissederek gülümseyen kişilerden dişlerini göstererek gülümsemelerini bekliyoruz. Her ne kadar orta dereceli bir samimiyet belirtisi olarak algılansa da, karşımızdaki kişinin gülümserken dişlerinin beyazlığına güvenmiyor oluşunun ya da dişlerindeki problemleri gizlemek isteyişinin de dudaklarını sıkı şekilde kapatarak gülümsemeyi tercih etmesinin sebebi olduğunu da aklımızın bir köşesinde bulundurmakta fayda var.
Kendini beğenmiş gülümseme
Kendini beğenmiş ve odağın kendisinde olmasını isteyen insanların çoklukla kullandığı bu gülümseme çeşidinde, dudaklar genelde kapalı ve gülümseme sağa ya da sola çekilmiş olarak bulunuyor. Zaman zaman dudakların aralık olduğu ya da üst dudağın biraz daha kalkık tutulduğu durumlarda da gözlenebiliyor. Dudaklarla birlikte kaşlarda da bir tarafı kaldırmak gülümsemeyi tamamlayıcı olarak kullanılabiliyor.
Kendini beğenmiş şekilde gülümseyen insanların bir çoğu bulunduğu ortamda lider konumunda olmak isteyen ve odak noktası olmak isteyen kişiler. Kalabalık bir ortamda iletişim kurduğunuz kişilere bir süreliğine bu şekilde gülümsemeye devam ettiğinizde sizinle konuşurken çok daha dikkatli ve gergin olduklarını hissedebilirsiniz.
Yarım gülümseme
Kendini beğenmiş gülümsemeye oldukça benzeyen bu gülümseme türü, asimetrik bir görüntü yarattığı ve tam olarak ne yaptığınızın anlaşılmaması nedeniyle en karmaşık ve en farklı tepkiler alabileceğiniz gülümseme çeşidi. Kendine güven, utanma, ilgi, kızgınlık, dominantlık gibi birbirinden çok farklı duyguları yansıtabiliyor.
Ağız açık gülümseme
Ağız açık olarak gülümseme, dişlerin tamamının gösterildiği gülümseme çeşidinden farklı olarak, kahkaha atarken çekilmiş bir fotoğraf görüntüsünü andırır. Bu gülümseme de, şaşırtıcı şekilde çoğunlukla yapay ve samimiyetsiz bir imaj yansıtır. Her ne kadar yapay olsa da, bu şekilde gülümseyen kişiler çoğunlukla umursamaz, ben merkezci ve eğlenceli kişiler olarak tanımlanır. Özellikle fotoğraflarda fotojenik görünmenin en kolay yollarından biri, tüm dişleri göstermek ve ağzınızı olabildiğince açmak. Tabii ki öğle yemeğinde dişinizde maydanoz kalmadığından ve dişlerinizin yeterince beyaz olduğundan emin olduktan sonra:)
Bu içerik http://www.uplifers.com/ tarafından hazırlanmıştır.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Obezite Nedir?


Peki hiç düşündüğünüz oldu mu neden bu yiyeceklerden vazgeçemiyoruz? Ya da bu yiyeceklerin bu kadar lezzetli olup bizlerde bağımlılık yapmasının sırrı nedir? Aslında tüm bu soruların mantıklı birer cevabı var. Birçok fastfood işletmesi ürünlerinin herkes tarafından beğenilip daha fazla satın alınması için MSG (Mono Sodyum Glutamat) adı verilen bir katkı maddesi kullanmaktadır. Diğer adıyla çin tozu olarak da bilinen bu maddenin kullanıldığı gıda ürünleri insan beynine tüm bu yiyeceklerin son derece lezzetli olduğu mesajını ileterek daha fazla tüketme isteği uyandırmaktadır. Oysaki bu katkı maddesi kimyasal içeriği gereğince insanlarda obezite adı verilen hastalığın en büyük tetikleyicisidir. Bu hastalık insan vücudundaki metabolizmanın düzensiz çalışmasına yol açarak hormonal dengenin bozulmasına zemin hazırlamaktadır. Fastfood restoran ve büfeleri üniversite kampüsleri, okullar, iş yerlerine yakın çevrelerde, alışveriş merkezlerinde ve daha bunlara benzer birçok yerde faaliyet göstermektedir. Aileler  özellikle de küçük yaştaki çocuklarını bu tür gıdalardan mümkün mertebede uzak tutmalıdır. Zira küçük yaşta çocukların bu ürünlere bağımlı kalması halinde başta obezite olmak üzere erken yaşlarda unutkanlık, sara hastalığı, kalp krizi gibi birçok riskli hastalığa yakalanma olasılığı da büyük oranda artış göstermektedir. Market alışverişlerinde çocuklar genellikle cips ve kola gibi gıdalara dikkat kesilip sizlere bu ürünleri almanızı diretse de o ürünlerin de katkı maddesi içerdiğini hatırlayarak çocuklarınızı bu isteklerinden vazgeçirmelisiniz. Yapılan sağlık araştırmalarına göre gelişmiş ülkelerde az gelişmiş ülkelere oranla obezite riskinin daha çok ön plana çıktığı tespit edilmiştir. Bunun tek sebebi ise yine fastfood işletmelerinin daha çok gelişmiş ülkelerde faaliyet göstermesidir. Birçoğumuz dışarı çıktığımızda fastfood restoranlarında yemek yiyoruz. Çoğu kez belki de kampanyalı fiyatları ve marka olduğundan dolayı bu tür yerleri tercih ediyoruz. Oysaki böyle yaparak doğal ve doğru bir beslenme yönteminden de tamamen uzak kalmış oluyoruz. Aslında mümkün olduğunca dışarıda yemek yememek veya hijyen ve sağlık açısından güvenilir olan yerlerde yemek en doğru davranış olacaktır. Tabi ki bu yerlerin fastfood restoranlar olmamasına dikkat etmeliyiz. Evimizde kendi yaptığımız sebze yemeklerini yanında yeşillik içeren salata ve meyve ile tüketmek çok daha doğru olacaktır. Eğer mümkünse her yemek sonrası kısa süreli yürüyüşler yapmalı ve akşamları uyumak üzereyken yemek yememeye özen gösterilmelidir. Çünkü uyumadan kısa bir süre önce yemek yenilmesi vücudun aşırı yağ depolayarak kilo alınmasına yol açmaktadır. Tüm bu anlattıklarımız insanlığı giderek adeta esir alan çağımızın hastalığı obezite yani diğer adıyla aşırı derecede kilo alınması problemidir.

19 Ocak 2016 Salı

Oolong Çayı

Oolong Çayı
Camellia sinensis, siz bilmeseniz de dünyada en çok kullanılan bitkilerden biri. Çünkü bu bitkinin yapraklarından siyah ve yeşil çay elde ediliyor. Tıpkı bu çaylar gibi oolong çayı da aynı bitkiden, yaprakların farklı işleme biçimiyle elde ediliyor. Oolong çayının özelliği yaprakların fermantasyon süresinde gizlidir. Bu çayı elde edebilmek için yeşil çaydan daha uzun, siyah çaydan daha kısa fermante etmek gerekiyor.

Özellikle Uzakdoğu’da çok eski zamanlardan beri kullanılan bu çay, Avrupa’ya 19.yy zamanlarında gelmiş ve kısa sürede faydaları görülünce de birçok kişi tarafından kullanılmaya başlanmış. Bugün hala popülerliğini koruyan oolong çayının kalp ve damar hastalıklarında cilt rahatsızlıklarına kadar birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Ayrıca, oolong çayı kilo vermeye de yardımcı olur.

Oolong Çayının Faydaları

Oolong çayı iyi bir antioksidandır. Kötü kolestrolü düşürür ve iyi kolestrolü artırır. Damarlar içerisinde kolestrol oluşumunu engeller. Bu nedenle kardiyovasküler sitemin koruyucusu olarak adlandırılır. Yapılan araştırmalara göre düzenli olarak oolong çayı içen birisi içmeyenlere göre hipertansiyona yarı yarıya daha az yakalanma riski taşır.
Oolong çayı zayıflamak için nasıl kullanılır? Oolong çayı, yeşil çay ve siyah çayda olmayan bir takım molekülleri içermesinden dolayı kan şekerini düzenler.  Günde 2 bardak içilen oolong çayı sayesinde  kan şeker düzeyi sanki ilaç kullanıyormuşçasına düzenlenir. Bu durumdan dolayı kişinin metabolizma hızını artırarak kilo vermeye yardımcı olur.


kurdeşen Yine yalnızca oolong çayında bulunan birtakım polifenoller sayesinde ağır ve diş sağlığında çürümelere karşı koruma sağlar. Oolong çayı ağızda oluşan ve çürüğe neden olan zararlı organizmaları yok eder.
Kalsiyum, potasyum, magnezyum ve fosfor yönünden zengin olan bu çay çok iyi bir mineral kaynağıdır. Bu bakımdan vücut direncini artırır ve kanser hücrelerinin oluşma riskini yavaşlatır.

Oolong Çayı Nasıl Hazırlanır?

4 ya da 5 kişilik bir oolong çayı hazırlamak için az miktarda oolong yaprağına ihtiyaç vardır. Demliğin tabanını çay yapraklarıyla kaplamak yeterlidir. Elbette bu miktar kişinin damak zevkine göre değişir. Zamanla kendi damak zevkinizi bulup miktarı kendiniz ayarlamalısınız. Ardından kaynar su demliğe dökülür ve çayın kendi kendine demlenmesi beklenir. Kapağı mutlaka kapalı tutulması, kaynar su dökülünce oluşan kabarcıklar bir kaşık yardımıyla alınmalıdır.

Oolong çayının demlenme süresi uzun olmamalıdır. 5 dakika geçmeden kapağı açılmalı ve bardaklara servis edilmelidir. (Demliğin dibinin koyu ve acı olacağı unutulmamalıdır. Bir bardağa dökmek yerine, tüm bardaklara eşit olarak paylaştırılmalıdır.)
Darjeeling oolong, Tay oolong, Tayvan oolong, Viyetnam oolong, Endonezya, Kenya ve Nepal oolong çayları gibi farklı şekillerde, farklı tatlarda ve yoğunluklarda çaylar bulunur. Bunlar aslında farklı çaylar değil, ülkelerin oolong yapraklarını işleyiş biçiminden kaynaklanan farklılıklardır
Oolong çayının zararları ve yan etkileri az da olsa vardır. Çünkü tıpkı kahve gibi kafein içerir. Ancak bu, kahvenin içerdiği kafeinin yanında çok az bir miktardır. Fazla tüketilen oolong çayı çarpıntıya neden olabilir, baş dönmesi yaratabilir. Elbette uykusuzluk da cabasıdır. Zayıflamaya yardımcı özelliklerinden olan idrar söktürücülüğü nedeniyle vücuda su kaybettirir. Bu nedenle oolong çayı içildiğinde mutlaka su da tüketilmelidir.


18 Ocak 2016 Pazartesi

Sucuklu Yumurta Nasıl Yapılır



Sucuklu Yumurta Nasıl Yapılır Tarifi

Nefis görünüyor değil mi?, tadı da görüntüsü kadar güzel oluyor emin olun. Hafta sonu kahvaltılarının vazgeçilmezlerinden biridir sucuklu yumurta hatta kahvaltı için yapılabilecek en basit şeylerden biridir, bundan sebeptir ki siteye koymayı hiç düşünmemiştim. Sucuk tarzı şeylerden pek hoşlanmasamda her yapışımda görüntüsü beni bile cezbediyor. Herkes sucuklu yumurtayı farklı yapar sanırım, ben de kendi tarzımda yapıyorum ve tadı sucuklu pideyi andırıyor.



Sucuklu Yumurta Yapmayı Öğrenin

·  Sucukları çok ince olmayacak şekilde dilimleyin.
·  Tavaya 1 kaşık sıvıyağ koyun ve kızdırın.
·  sucukları tavaya alıp üzerlerine biraz kekik serpin arkalı önlü 2’şer dakika kızartın.
·  Yumurtaları ayrı bir kaba kırın ve tuz ile iyice çırpın.
·  Kızaran sucukların üzerine çırpılmış yumurtaları dökün ve istediğiniz kadar pişirin. Eğer iyice pişmelerini istiyorsanız (tersini çevirmeyin) üst tarafta kalan sıvı yerleri pişen kenarları çatalla kaldırıp tavayı yana yatırarak tavanın altına doğru akıtıp pişmelerini sağlayabilirsiniz.
·  Pişen sucuklu yumurtanın üzerine rendelenmiş kaşar peynirini gezdirin ve üzerini bir kapak ile kapatın.

Sucuklu yumurta nasıl yapılır?
Sucuklarınız arzu ettiğiniz boyutta küp kesin, teflon tavaya aldığınız tereyağ erirken sucukları tavaya alın. Yarım dk kadar harlı ateşte pişirin. Ateşten alın.
Kalıbınızın içine sucukları spatula yardımıyla toplayın. Tekrar ateşe aldığımız sucukların üzerine yumurtamızı önce akını koyalım kalıba tam yayalım. En son yumurtanın sarısını patlatmadan kalıbın içine ekleyelim.Bu aşamalarda ateşiniz kısık olsun. Tavamıza kapak kapatarak 1 dk, sonra açık 30sn yumurtamızı orta hararetteki ateşte pişirelim.
Spatula yardımıyla tavada yumurtanızı kalıptan yavaşca ayırın. Karabiber ve tuzunu ayarlayın. Servis tabağına aldığınız sucuklu yumurtanızı arzu ettiğiniz gibi süsleyerek servis edin.
Afiyet olsun.
Not : Bir çekmecede bekleyen, ben buradayım diye seslenip en sonunda sesini duyuran kalp kalıp bu işe yaradı. Siz de değişik metal kalıplar kullanabilirsiniz. :)


Sucuklu yumurta nasıl yapılır? videolu anlatım

SUCUĞU halka doğrayın. Tereyağını kızdırıp, sucukları ilave ederek önlü arkalı pişirin. Yumurtaları kırıp üzerine tuz serpin. Dağıtmadan pişirip servis yapın.



Yağsız Tavada Sucuklu Yumurta Tarifi
Öncelikle elinize sağlık. Sucuklu yumurta kahvaltıların vazgeçilmezleri arasındadır. Yalnız resimde göründüğü kadarıyla fazla pişirip kurutmuşsunuz iyice. Tarifin sonlarına doğru kaşarı karıştırarak eklerseniz daha lezzetli olur. Kapak kapatınca yumurtalar buharın etkisi ile tat değiştiriyor o yüzden kapak kapatmazsanız tadı daha güzel olur. - See more at:



sucuklu yumurta püf noktaları
 
Biberleri doğrayıp az yağda kavurun. Kavrulduktan sonra sucukları da ekleyin ve pişirin. Piştikten sonra küp küp doğradığınız domatesleri de ekleyin ve çok az tuz atın. Domatesler pişince (ben hafif suluyken yumurtasını kırdım) yumurtaları kırın. Yumurtalar da piştikten sonra isterseniz üzerine kırmızı toz biber atarak servis yapabilirsiniz. Afiyet olsun.
sucuklu kaşarlı yumurta 
mermer tezgahın bir ucundaki ocakta pişirirken, tezgahın diğer ucundaki evyede bulaşık yıkayan misafir genç kıza kur yapan pişiricinin dikkatsizliği sonucu "domdom kurşunlu radyan yumurta" buutuna çok kolay geçen yiyecek.
her yumurta lokmasına yalnız bir adet sucuk dilimi denk düşürmeye çalıştığmız, sona yaklaştıkça biten yumurtanın ardından "ohh hepsi benimm" diye ikişer ikişer yuttuğumuz..(sucuklarla..yapılan..sucuklu..yumurta..ıy)
sucuklu yumurta nasıl yapılır
Tavamıza tereyağımızın bir kısmını koyuyoruz erimesini ve ısınmasını bekliyoruz.
Sucuklarımızı ince dilimler halinde doğruyoruz. Tavamız ısındıktan sonra içine koyuyoruz. Yanmayacak sadece kızaracak şekilde bekliyoruz.
Yumurtalarımızı teker teker kırıyoruz isteyenler karıştırarak yada olduğu gibi pişirebilirsiniz. Biraz tuz serpiyoruz damak tadınıza göre ayarlayın. Piştiğinde altındaki tereyağı üstüne çıktığı zaman olmuş demektir. Az veya çok pişmiş sevenler için kendilerine göre ayarlayabilirler.

 sucuklu yumurta kaç kalori
Kapta Sucuklu Yumurta Malzemeleri
½ su bardağı krema
6 adet yumurta
1 su bardağı rende kaşar peyniri
1 su bardağı küp doğranmış sucuk
Tuz
Karabiber
Tüm malzemeleri iyice karıştırıp, muffin kaplarına bölün.
180 derecede önceden ısıtılmış fırında 15-20 dakika pişirin.
Sıcak servis edin.

 sucuklu yumurta tarifi 
Sucuklu Yumurta, protein, demir, potasyum açısından iyi bir kaynaktır. Ancak yağ, kolesterol, sodyum içeriği yüksektir. Hipertansiyon, yüksek kolesterol gibi kronik hastalığı olan bireyler tarafından tüketilmemelidir.
sucuklu yumurta cinayeti 
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) hafta başında işlenmiş et tüketimi ile kalınbağırsak kanseri arasındaki sebep-sonuç ilişkisini açıklayınca, et seven herkesi bir telaş aldı. Sucuklu yumurtaya veda mı edeceğiz? Pastırma sadece ‘pastırma yazı’ lafında mı kalacak? Sosisli sandviç şimdiden bir anı mı? Araştırdık.
sucuklu yumurta kalori
çıklama, WHO’ya bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Dairesi’nin raporuyla beraber geldi. Söz konusu rapor 10 ülkeden 22 bilim adamının çabasıyla üretildi. Raporda işlenmiş et tüketimi ile kalınbağırsak kanseri arasında yeterli kanıt bulunduğu yazıyor.
Nedir bu işlenmiş et?
Bir taze et var, bir de etten elde edilmiş ürünler var. Kanser riski olanlar et ürünleri. Bunlara işlenmiş et ürünleri diyoruz. İlk aklımıza gelenler salam, sucuk, sosis, pastırma ve jambon. Bu ürün yelpazesi genişletilebilir.
Prof. Fatih Gültekin, Süleyman Demirel Üniversitesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı, ‘A’dan Z’ye Gıda Katkı Maddeleri’ kitabının yazarı

17 Ocak 2016 Pazar

Fransız İhtilalinin Osmanlıya Olumlu ve Olumsuz Etkileri

Fransa, 1789 yılına kadar mutlakıyet ile yönetilmiştir. Yani halkın başında, onları yöneten vergi toplayan, bir yönetici kesim vardı. Bu yönetici kesim ise asiller olarak adlandırılan krallar kraliçeler, prensler prenseslerden oluşmaktaydı. Kendini diğer halk kesiminden üstün gören asiller sınıfı zamanla halkı ezmeye onlardan ağır vergiler toplamaya başladılar. Ekonomik açıdan çökmüş olan halkta ise bir yokluk ve açlık baş göstermiştir. Hak yiyecek ekmek bulamazken asiller sınıfı “Ekmek bulamıyorlarsa pata yesinler.” Diyerek halkın açlık çektiğinin farkında olmamışlar, onlardan uzak durmaya devam etmişlerdir. İyice sinirlenen halk kendi haklarını aramak için bir isyan başlatır. 1789 yılında başlayan bu isyan sırasında yüzlerce hatta binlerce kişi canından olur. Sonuç olarak baştakiler ya öldürülür ya da yurtdışına kaçmak zorunda kalırlar. Fransız İhtilali sonucunda hak, adaler, eşitlik, özgürlük, milliyetçilik gibi kavramlar ortaya çıkmış ve kısa sürede tüm dünyaya yayılmıştır. Çok uluslu bir toplum yapısına sahip olan Osmanlı Devleti ise bundan olumsuz etkilenmiş, boyundurluğu altındaki uluslar birer birer isyan bayrağını kaldırmıştır. Fransız İhtilali’nin getirdiği milliyetçilik akımı donucu Balkan Savaşı yaşanmış, çoğu Balkan ulusu Osmanlı’dan ayrılıp kendi devletini kurmuştur. Osmanlı Devleti ise hem toprak kaybetmiş, ekonomisi zayıflamış, hem de nüfus kaybetmiş, ordusu azalmış. Sadece Balkan Savaşları değil, yine Fransız İhtilali sonucu 1. Dünya savaşı esnasında Araplar da Osmanlı’da ayrılmışlardır.

Havuç gözlere iyi geliyor mu?



Havuç gözlere iyi geliyor mu?

Vücudun organları ve dokuları için olduğu kadar,gözlerin sağlıklı  olması için de bazı özel vitaminlerin devamlı olarak kullanılması gerekiyor. Yaşla beraber görüşün zayıf düşmesi, gözlere iyi gelen bazı besinlerle yavaşlatılabilir. Bunların arasında  A vitamini,C vitamini ve E vitamini açısından zengin olanları doktorlar tarafından göz sağlığı için en çok tavsiye edilen besinler listesinde ilk sıralardadır. Ayrıca çinko, zeaksantin, lutein ve selenyum içeren yiyecekler, gözleri güçlendirmek ve görüşü korumak için öneriliyor. Genel beslenme tavsiyesi ise, değişik renklerde sebze ve meyvelerin devamlı olarak tüketilmesi,günde en az 1,5litre su içilmesi ve vücudu susuz bırakan kahve,çay,şekerli gazoz gibi içeceklerin az tüketilmesidir.Sadece görüşü korumak için değil göz kuruluğunu azaltmak için de bazı yiyeceklerden destek alabilirsiniz.
Göz Sağlığı İçin Havuç.
 Küçüklüğümüzden beri,havucun göz sağlığı için en iyi sebze olduğu söylenir ve bu tavsiye hemen hemen her türlü göz hastalığı için kullanılmaktadır. Bazı bitkisel tedavi yöntemlerinin ekili olmadığı yıllar boyunca yapılmış çalışmalarla kanıtlanmış,ancak “havuç ve göz” için bunu söyleyemeyiz. Sebebi de göze iyi gelen beta-karoten yada A vitamini için en iyi kaynaklardan biri olan havuç,onunla beraber göz sağlığını korumak için doktorların tavsiye ettiği C ve E vitaminlerini de içertmektedir. 1 adet  havuç, günlük A vitamini ihtiyacını sağlar. A vitamininin bileşenleri olan retinol ve retinal,gözün bazı asıl fonksiyonları için önem taşımaktadır. Hafif dereceli A vitamini yetmezliği durumunda gece görüşü büyük oranda azalır. İleri derecelerdeki A vitamini yetmezliği ise kalıcı göz bozulmasına ve görüşün tamamen kaybolmasına sebep açabilmektedir. 1 adet havuç günlük C vitamini ihtiyacının %7’sini sağlar. Antioksidan vitamin olan C vitamini tendonlar,kemikler ve kan damarı  bir parçası olan kolajenin sentezlenmesinde yardımcıdır.  Ayrıca, uzun süreli C vitamini eksikliğinin katarakt olma riskini yükseltebilir. 1 adet  havuç günlük E vitamini ihtiyacının ortalama %2’sini karşılar. Yağda parçalanan bir vitamin olan E vitamini kalp sağlığı koruyup  damar tıkanıklığı ve katarakt riskini azaltır.

Televizyon İzlemenin Zararları Nelerdir?


  
Evet, doğru duydunuz çağımızın renkli vebasıdır televizyon. İlk önce çocuklarımıza sarar sonrada evde kim varsa, kim boş kaldıysa sarar bir şekilde yerleşir hayatımıza ve en kötüsü de önce ufak bir yer kaplarken sonraları kapladığı yer gün ve gün artar. Dediğim gibi rengârenk bu veba…

  Her türlü rengi vardır siyahı, grisi, pembesi, yeşili , (güya) beyazı bile vardır. Ama sonuç olarak bu bir vebadır isterse altın rengi olsun. Gün içinde ne kadar bu illete kapılıp, ne kadar zaman kaybettiğinizden hadi bunu da geçelim ne kadar beyninizi uyuşturup, zekânızı yok ettiğinizin farkında mısınız? Ben söyleyeyim size, hiç! Ha tabi farkında olanlarda var bunlarda kendi içinde ikiye ayrılıyor: biri ‘ Ya ben TV izlemiyorum sadece belgesel izliyorum ‘ der, açıkça bellidir aslında hem kendini hem de söylediği kişiyi kandırmaya çalıştığı (bunlar hep vicdan azabı eylemidir) , diğeri ise ‘ Hiç televizyon izlemiyorum sadece bilgisayardan bazı yabancı dizileri izliyorum ‘ diyenler, e peki hani kimse televizyon izlemiyordu ?Demek ki öyle ya da böyle televizyonun bize dayattığı ve sunduğu şeyleri sadece kara kutu ile değil ama onun bin bir türlü yayın arkadaşı ile izliyormuşuz.

  Yazık yahu! Televizyon çıkıp bu kadar hayatımıza girdiği andan itibaren maruz kalan nesillerimize. Ben 21 yaşında bir kadınım, bu yazdıklarımın ve daha binlercesinin bilincindeyim. Tamam, bende televizyona özellikle küçük yaşlarımda maruz kaldım ama bir süre zarfında kendi yararım ve geleceğim için düşünürken hayatımdan televizyonu radikal bir kararla çıkarma kararı aldım. Başta zor gelmiş olsa da korkmayın ölmüyorsunuz, aksine hayatın göremediğiniz yanlarını, berrak düşüncelerinizi, geniş hayal gücünüzü fark ediyorsunuz. Hadi korkmayın, emin olun bundan daha kötü olmazsınız…

Bu yaz nereye gitmeli?

Mart'ın o kuru soğuğu bitip Nisan ayı geldiğinde ''bu yaz nereye gitsek acaba?'' konusu yeniden gündeme gelir.Tatil bölgesi, kişinin tüm senenin yorgunluğunu atması için dikkatle seçilmelidir ki ,ülkemizde yalan haberler,reklamlar sayesinde tatil serüvenimiz felakete de cevrilebilir.İyi araştırma şarttır.Direk seyahat acentasına gitmek yerine internetten alacak kadar üşengeç olacağımızdan doğru websitelerini incelememiz gerekir.
  Bana soracak olursanız Bodrum ideal'dir tatil için , ancak hem cebe uygun hem de lüks bir otel bulmak için oldukça uğraşmanız , indirim fırsatlarını zamanında değerlendirmeniz gerekebilir.Bu dediğim elini hiçbirşeye sürmeden sadece hizmet alınacak bir tatil bölgesi örneğiydi ,herşey dahil sistem yani. Eğer doğal güzelliği ön planda tutar , kalacak yerim umrumda değil derseniz Gökova , Dalyan ,Fethiye gibi daha sakin , denizi temiz yerleri şiddetle tavsiye ederim.

16 Ocak 2016 Cumartesi

Pharmaton Hakkında Herşey

 Bu yazımızda sizlere ginseng g 115, 11 vitamin ve 7 mineral içeren pharmatondan bahsedeceğiz. Pharmaton kapsülleri aslında birer vitamin ilacıdır. Bitkisel içerikli olan pharmaton insanların vitamin ihtiyacını karşılamak amacıyla üretilmiştir.


 Günümüz koşullarında  hepimiz artık soluk almadan çalışıyoruz ve kendimize gereken önemi vermediğimiz aşikar. Yorgun argın işimize gidiyor ve mutsuz bir şekilde geri dönüyoruz. Yani hayattan zevk alamıyoruz. Dengesiz beslendiğimiz için vitamin eksikliğimiz oluyor ve vücudumuzun son durumu böyle oluyor.

 Duymuşsanız eğer bazı insanlardan hep şöyle derler'' Ben vitamin ilacı kullanıyorum.'' Hep aklınıza gelir acaba ''bende mi kullansam? Bana yararı olur mu?'' gibi sorularla kafamız bulanır. İşte bu yazımızda size en uygun olan vitamin ilacı pharmatonun faydalarından bahsedeceğiz.Pharmaton bir bitkisel vitamin olduğu için aslında vücudumuza çok fazla bir zararı yoktur. Ender de olsa baş ağrısı ve baş dönmesi olabilmektedir. Başka bilinen bir yan etkisi bulunmamaktadır.

Pharmaton Faydaları


Pharmaton çok faydalı bir vitamin olmakla berbaer kendi alanında bir numaradır. Yapılan klinik çalışmalarda aşağıdaki bulgulara rastlanmıştır. Pharmatonun bilinmeyen  faydaları:
   
    Ginseng G115 ekstresi hücrelerin oksijen kullanım kapasitesini artırarak fiziksel aktivitede artış meydana getirir ve sizi zinde hissettiriyor.
    Egzersiz sırasında kaslarda oluşan laktik asit miktarını düşürerek, azalan laktik asit miktarı ile yorgunluğun kısa sürede geçmesini sağlayacaktır..
    Pharmaton , olimpiyat komitesinin listesinde yer alan herhangi bir doping maddesini içermediği için rahatlıkla kullanabilirsiniz
    Ginseng sporcular tarafından geçmişte olduğu gibi günümüzde de fiziksel performansı artırmak amacıyla sık sık kullanılan bir vitamin ilacıdır.

Bu yazımızın devamı hakkında ve daha fazla detay için kardeş sitemizde misafir olarak yazımızı yayınladım. Bu linke tıklayarak tüm detaylara ulaşabilirsiniz. http://doktoremmi.com/pharmaton-nedir-faydalari-yan-etkileri/2907/